KORONA GÜNLERİNDE TATİL …

SICAK HAVALARDA VİRÜSÜN AKIBETİ NE OLA Kİ?

Sıcak ayların gelmesi ile COVID-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün yavaşlayacağı, hatta tamamen sona ereceğine yönelik beklentiler oldukça yüksek düzeyde idi. Pandemiye neden olan virüsün yayılım hızına etki eden çok sayıda faktör olduğunu göz önünde bulundurur isek eğer, sadece iki etken değişkenliği ile virüsün yavaşlamasının ya da sona erme noktasına gelmesinin pek mümkün olmadığını kavrayabiliriz.

Yani COVID-19 salgınını, sadece sıcaklık ve nem oranı düzeylerindeki değişimin durduramayacağı açıktır. Peki ya sıcaklar yayılımını azaltabilir mi?

Şöyle ki; virüs insan vücuduna girdikten sonra 36 – 40 derece ile mücadele edeceğinden, havanın 35 derece olduğunda virüsün yayılımının azalacağını da söylemek  maalesef doğru olmaz.

Ayrıca ; SARS-CoV-2 virüsü üzerinde 60 dakika boyunca 60 derece sıcaklık  uygulama protokolü ile, yüksek viral yüke sahip örneklerin süre sonunda aktivitesini tamamen yitirmediği tespit edilmiştir.

O zaman neymiş; sıcak havalarda ve  güneş altında olmakla virüsten kurtulamazmışız.

PEKİ ÖYLEYSE TATİLE GİTMEMELİ MİYİZ?

Hayır, elbette tatile gidebilirsiniz, gidebiliriz. Sadece en az bir metrelik fiziksel mesafeyi koruyarak, kapalı alanlarda mutlaka maske takarak ve el hijyenine dikkat ederek.

Hatta tatil demek açık alanlar demek olduğundan kapalı alanlara göre daha az riskli bölgelerdir.

Dikkat etmeniz gereken sahil ve havuzların kalabalık olabilen giriş-çıkışları ve tuvalet-duş alanlarıdır.

Yaz faaliyetleri söz konusu olduğunda kamp yapmak, virüs açısından en düşük riskli faaliyet olacaktır. Sonuçta dışarıdasınız ve izole haldesiniz.

GELELİM TATİLLERDE KAPALI ALAN KONUSUNA…

Daha çok restaurantlar olmakla birlikte meyhaneler, barlar ve gece kulüpleri  de tatilde gidilen kapalı mekanlara örnek verilebilir. Ve bu kapalı alanları virüsün yayılımını artıracağı için tercih etmemeniz bu noktada önemli. Restaurant , bar ve meyhaneler ancak açık alanlara sahip ise tercih edilmeli!

Hatırlayalım, salgının başlangıç zamanlarında ,Çin’de bir restoranda,tek bir kişi,aynı masada ve yakın masalarda klima cihazının yarattığı hava akımı yönünde oturan dokuz kişiye hastalığı bulaştırmıştı.

Kalabalıklar, aşırı yakın temaslar, şarkı söyleme, terleme ve kontrolü yitirmeye sebep olabilen alkol, hastalığın bulaşması için  gerekli ve yeterli ortamı sağlamakta. Özellikle alkol alan dans eden insanlar, daha derin nefes alıp verirler. Bu da daha fazla miktarda virüsün saçılması demektir. Dikkat!

Bulaşmalar en sık, kalabalık ortamlarda gerçekleşti ve gerçekleşiyor.Bugüne kadar bulaşmaların yüzde 90’ının toplu taşıma, iş yerleri, restoranlar, barlar, düğün ve cenazeler gibi sosyal toplanmaların olduğu kapalı ortamlarda gerçekleştiğini biliyoruz. Bu sebepten bir süre daha sosyalleşmemekte fayda var.

TATİLE GİDECEĞİZ VE ÖZEL ARACIMIZ YOK …  ÖLELİM Mİ?

Elbette toplu taşıma kullanabilirsiniz. Sadece toplu taşımanın bütün risklerinin farkında olarak.

Nasıl mı? Öncelikle, COVID-19’un dünyaya hızlı bir şekilde yayılmasının, insanların şehirlerarası/uluslararası seyahat edebilmesinden kaynaklandığı gerçeğini unutmayarak.

Toplu taşıma, çok sayıda insanı bir araya getiren ve birbirleriyle bir metreden daha yakın temasa maruz bırakabilen ve uzun saatler sürebilen kapalı alan faaliyetleri olduğundan;  virüsün yayılımını da hızla artırabilecek ortamlardır.

Ulaşım araçlarındaki virüs bulaşmalarının çoğu doğrudan kişiden kişiye hava yolu ile gerçekleşir. Virüsler havada ve yüzeylerde bulunabilir. Uçaklarda yüksek verimli filtreler olan HEPA filtreleri bulunur; ancak filtreler henüz filtreye geri gönderilmemiş olan yolcu kabinindeki havayı veya kanal ve filtre arasından sızabilecek kaçak havayı temizleyemez.

Bu sebeplerden, topu taşıma ile yolculuk sırasında tüm yolcuların yüksek koruma kapasiteli yüz maskesi takmaları gerekmektedir. Yüz maskesi üzerine siperlik takılması özellikle havadan bulaşma etkisini azaltmadaki etkinliği açısından tercih edilebilir hatta edilmelidir. Tüm yolcuların aynı duyarlılık içinde hareket etmesi ve yolculuk boyunca çok zorunlu olmadıkça maskelerini açmamaları en önemli noktadır!

Bunlara dikkat edilmez ise eğer; tek bir öksürük, tek bir nefes ve 15 saniyelik bir konuşma ile kişilerden yayılan damlacıklar, 30 saniye içinde hasta kişiden öncelikle öne, ardından kendi sırasına ve 4 dakika içinde ortasında oturduğu yedi sıranın tümüne eşit olarak dağılabilir. O zaman da, hoş geldin korona…

Ayrıca tuvaletler de bulaşma riski açısından tehlikeli alanlardır. Tuvaleti kullanırken, havalandırma sistemlerinin havayı boşaltmasına izin vermek için önceki kullanıcı çıktıktan sonra kapı kapalıyken birkaç dakika bekleyip, klozet kapağını kapattıktan sonra sifona basıp sonrasında  ellerinizi yıkamanız riski azaltacaktır.

Koltukların hemen tepesinde yer alan hava üfleme kanalları, yolcular için enfeksiyon riskini etkileyebilir. Bu kanalların kapalı tutulmasında da fayda vardır.

SONUÇ OLARAK…

Yaz mevsiminin bize sunduğu en önemli avantaj, sosyal mesafeyi rahatlıkla koruyabileceğimiz açık alanlarda olabilme şansımız. Kapalı ve kalabalık alanlar daha fazla sayıda insan ile etkileşime geçmemize sebep olduğundan riskimizi arttırır ve tehlikeli. Bunu hatırlamaya devam ederek korona günlerimizi geçirmeye devam edeceğiz, etmeliyiz.

Bu süre boyunca da; burun ve ağzı içine alacak şekilde maske kullanmanın önemini unutma, unutmasın, unutmayalım!

Sağlıkla kalın…

Dr’Salve

Bir cevap yazın