“İktidara göre ülkenin yarısı hain”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Batman il kongresinde iktidara ağır eleştiriler yöneltti. Pandemi sürecini değerlendiren Babacan,”Basit bir hastalıkla karşı karşıya değiliz. Hükümet pandemi yerine gerçeği söyleyen doktorlarla mücadele etmeyi seçti. Beğenmedikleri bir fikirle karşı karşıya kaldıklarında hain yaftasını yakıştırıyorlar. Şu an ülkenin yarısı hain damgası yedi.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Batman il kongresinde, “Bu yönetim ve küçük ortakları maalesef yeniden bir Kürt sorunu oluşturuyor. Dile dönük baskılar yavaş yavaş geri geliyor. Devletin görevi Kürtçeyi, Lazcayı Zazacayı engellemek olamaz” dedi. HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmasını eleştiren Babacan, iktidara, “Cesaretiniz varsa bundan sonra seçim yapmayacağız deyin” diye seslendi.

Babacan, partisinin Batman’da  il kongresinde yaptığı konuşmada hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Türkiye’nin başarılı olduğu tek bir alan dahi kalmadı” diyen Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın “Döviz kurunu önemsemiyorum” sözleri için de, “Döviz kurlarını belli bir noktada tutabilmek için Merkez Bankası’nın tam 120 milyar dolarını kibrit çalıp yakarcasına tükettiler ve hiçbir işe yaramadı” diye konuştu.

Babacan konuşmasında özetle şunları söyledi:

Basit bir hastalıkla karşı karşıya değiliz. Hükümet pandemi yerine gerçeği söyleyen doktorlarla mücadele etmeyi seçti. Beğenmedikleri bir fikirle karşı karşıya kaldıklarında hain yaftasını yakıştırıyorlar. Şu an ülkenin yarısı hain damgası yedi. Tabipler Birliği doğru söylüyormuş meğer halkımızın sağlığı onların sağlığına uymuyormuş. Kandırma gerekçesine ulusal çıkar bile dediler. Bu ülkenin halkının sağlığından daha büyük bir çıkar olmaz. Bir problemi olduğundan küçük göstererek onu yok edemezsiniz. Sağlıkla ilgili gerçek tablo ortaya konmalı problemin açıklanandan daha büyük olduğu anlaşılsın vatandaşlarımız ona göre davran

Ekonomi ile ilgili verilerde gerçekler açıklanmıyor. Esnafa soruyorum aldığın mal geçen sene ne kadardı şimdi ne kadar diyorum. Yüzde otuz kırk elli. Devlet kaç diyor buna, yüzde 10. Öyle yüzde 10- 11 artan hiçbir şey yok bu ülkede. Toplam milli gelirin enflasyonun gerçeği yansıtmadığını biliyorduk ama bu sağlık. Dürüst bir yönetim bunu yapamaz.

Bütün bu ekibimizden şu andaki hükümetten iyi, on tane hükümet çıkarırız. Şu anki DEVA ekibi işini çok daha iyi bilen on tane bakanlar kurulu çıkarır. Türkiye’nin başarılı olduğu tek bir alan dahi kalmadı.

Anayasa mahkemesi üyelerine bile tehditler savuruluyor. Osman Kavala için bir dosya daha yetiştirdiler, tam bir hukuk garabeti. Yargımızın nasıl siyasi yöneticilerin amacına hizmet eder hale geldiğinin acı bir örneği.

Tabi ki aydınlatılsın ama yargıdaki dosyaların işlerine gelince rafa kaldırılıp ihtiyaç duyduklarında raftan indirilip kullanacakları baskı ve şantaj malzemesi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Bu iş oyuncak değil. Bir ülkenin yargısı böyle işleyemez. Seçilmiş siyasetçilerden bahsediyoruz, o seçilmişlerin arkasında halkın iradesi var. Bunu yok sayarak bir adım atamazsınız bu ülkede sandık anlamsızlaşır, seçimler anlamsızlaşır. Seçim oluyor vatandaş gidip oy veriyor üç ay sonra idari kararla seçilmiş belediye başkanı indiriliyor yerine atanmış birisi getiriliyor, o zaman seçimi neden yaptınız? Cesaretiniz varsa bundan sonra seçim yapmayacağız deyin.

Hangi parti olursa olsun hukuksuzluk karşısında Türkiye topyekün ayağa kalkmalıdır. Türkiye’nin çıkışı, demokrasi içinde işleyen bir siyasetle mümkün. Tek bir karar merciinden ve sınırlı kadro ile yönetilemeyecek kadar büyük bu ülke. Seçilmiş insanın görevinden alınması bağımsız ve tarafsız bir yargı tarafından olmalı.

Bu yönetim ve küçük ortakları maalesef ülkede yeniden bir Kürt sorunu oluşturuyor. Dile dönük baskılar yavaş yavaş geri geliyor. Devletin görevi Kürtçeyi, Lazcayı Zazacayı engellemek olamaz.

İktidar partisi ve peşlerine takıldıkları küçük ortaklar bu ülkeyi yanlış yerlere sürüklüyor, barışı birliği beraberliği bozuyorlar belli kesimleri uzaklaştırarak, bir başka kesimin oylarıyla ayakta kalmaya çalışıyor.

Ekonomimiz küçülüyor, Pandemiden önce de ekonomi kötüydü. Çok sayıda esnaf iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Küçük işletmeler büyük bir borç yükü altında kaldı. Hükümetin yaptığı tek şey borç ötelemek. Borcu öteliyor üzerine faizi ekleyip öteliyor. Mart ayındaki ödemeleri Eylül’e ertelediniz, işte Eylül geldi, Ekim geldi, zaten bu ayın ödemeleri var bir de ertelenen ayın ödemeleri geliyor. Ödeme yük iki katına çıkıyor. Gelir hanesi sıfır siz borç veriyorsunuz, borçlandırıyorsunuz.

Biz döviz kuruna bakmıyoruz diyorlar döviz kurlarını belli bir noktada tutabilmek için Merkez Bankası’nın tam 120 milyar dolarını kibrit çalıp yakarcasına tükettiler ve hiçbir işe yaramadı. Baktılar olmuyor, Merkez Bankasına faiz arttır dediler, ne oldu? Hem kur arttı, paramız pul oldu, hem faiz arttı.  Ve şu an kapı kapı dolaşıyorlar ‘Bir yerlerden döviz bulabilir miyiz?’ diye.

 

Bir cevap yazın