AÇ KALARAK VÜCUDUNUZU YENİLEYİN…

Çünkü kısa süreli açlıklar hücrelerinizi yeniler…

Nasıl mı? Hadi her şeyi konuşalım… Baştan…

BU KİLOLAR NEREYE GİDİYOR?

İnsan bedeni hareketsiz bir yaşama uygun değildir.  Ayrıca biyolojimiz akşam besin almamak üzere evrimleşmişken biz akşam yemeğini en önemli öğün haline getirmiş bulunuyoruz. Halbuki akşam öğününü tüketmez isek eğer, depolanmış kan yağlarının yakılmasıyla kilo kontrolü çok daha rahat sağlanır.

Beslenme şeklimiz bağışıklık sistemimizi, genetik yatkınlığımıza ek olarak yaşam tarzımız ve yaşadığımız stres ile birlikte şekillendirir.

Sağlıklı beslenme ve spor,  hem bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz hem de kilo kontrolü sağlamamız için en ideal yöntemdir elbette.

Yalnız kilo vermek için,  yaptığımız sporu artırmak yerine alınan kalori miktarını azaltmak daha akılcı olacaktır. Çünkü aldığınız kaloriyi yakmak için yapmanız gereken spor ve harcayacağınız zaman çok fazladır.  Ancak bu demek değildir ki spor yapmadan az yiyerek kilo verin! Her ne kadar az kalori alsak da hareketimizi artırmamız ve spor yapmamız gerekli.  Aksi takdirde uzun dönemde kas kaybı yaşayıp eklem ağrıları çekmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Ayrıca spor ruh halimizi iyileştirir kas miktarını artırır ve uzun dönemde fazla kas demek daha fazla enerji harcamak demektir. Bir nevi yatırım gibi düşünün… Hayatınıza…

YALNIZCA BESLENME ŞEKLİ VE SPOR DEĞİL…

Uyku düzeni de kilo vermede önemli bir etken. Uyku sırasında salınan hormonlar kilo vermeye yardımcı olur.

Yemekleri yavaş tüketmek de kilo kontrolünde etkin bir davranış şeklidir. Neden mi? Sindirim sistemimiz ile sinir sistemimiz arasındaki açlık tokluk bağlantısının kurulması 20 dakika kadar sürebildiğinden yavaş yemek; açlık hissini ulaştıran hormona baskılanma süresi tanıdığından,  gereğinden yani tokluğa ulaştıran besinden fazlasını tüketmemize engel olur.

YAŞ ALDIKÇA NEDEN KİLO VERMEKTE ZORLANIYORUZ?

Yaş aldıkça kilo almanın ya da zor vermenin nedeni lipid yani kan yağlarının döngüsünün yavaşlaması. Daha fazla egzersiz yaparak ve kalori alımını azaltarak bu döngüyü kırmak ancak mümkün.

YAĞLARI YAKTIK DA… NEREDEN NASIL GİTTİLER?

Yakılan yağların yüzde 84 ü karbondioksite dönüşerek akciğer yoluyla, yüzde 16 sı ise suya dönüşerek ter, göz yaşı, idrar  gibi vücut sıvılarıyla ve dışkı ile atılmaktadır.

AÇLIK HORMONU SEN NELERE KADİRSİN…

Gelelim en önemli noktaya…

Yapılan bir araştırmada iştahı tetikleyen bir hormon olan ghrelinin yeni beyin hücrelerinin oluşumunu desteklediği ve onları yaşlanmanın etkilerinden koruduğu yönünde kanıtlar elde edildi.  Mide boş olduğunda üretilen ve açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin algıyı da kuvvetlendiriyor.

Yemek bizim için ihtiyaç öyle değil mi? Aç kalınan süre de bir ihtiyaç metabolizmamız için… Şöyle ki:

Sindirim ve yenilenme iki ayrı süreçtir metabolizmada ve aynı anda yapılamıyor. Sindirim işlemleri gün batımıyla bitmiş olmalı ki, yenilenme süreci başlayabilsin.  Normal şartlar altında akşam 19 dan sonra sabaha kadar süren açlık yenilenme süreci için yeterli görülmekle birlikte; günümüzde pek uygulanmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu sebeple aralıklı beslenme biraz daha önem kazanmaya başladı.

Kısa süreli açlığın vücüdun biyolojik ritmini düzenlediği otofaji yi hızlandırdığı çalışmalarca gösterilmiştir. Otofaji nedir diye sorabilirsiniz…

Otofaji  vücudun zarar görmüş hücrelerinin yerine sağlıklı ve yeni hücreler koyarak gerçekleştirdiği temizleme yenileme işlemidir. Fonksiyonunu kaybetmiş hücrelerden temizleyip yerine yeni ve sağlıklı hücreler getiren ya da hücrelerin çalışmayan bölümlerinin tamir edildiği, evrimsel bir koruma mekanizmasıdır esasen.

Ve bu sayede nörolojik hastalıklardan korunmamızı sağladığı için kısa süreli açlıklar önerilmektedir. Ancak uzun süreli açlıklar metabolizma hızını düşürmekte ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğundan elbette önerilmemektedir.

Sonuç olarak:  Sorunlu hücrelerin yeni hücreler ile değişmesi açlık durumunda en iyi yapılır ve yenilenme böylece sağlanır. Vücudumuza bu zamanı vermez isek eğer yenilenme sağlanamaz ve hasarlı hücrelerle yaşamaya devam ederiz.

Hal böyleyken vücuda yenilenme zamanı tanı, tanısın, tanıyalım…

Dr’Salve

Bir cevap yazın